İnceleme: Creature Kitchen
Karanlık ormandaki terk edilmiş kulübede yaşayan tuhaf yaratıklar için yemek yapıp onlarla dostluk kuruyor, kulübenin sırlarını keşfediyorsun.
Nazlı, RPG ve açık dünya oyunları konusunda uzmanlaşmış bir editör. 3 yıldır oyun incelemeleri yazıyor ve özellikle oyun dünyası tasarımı, karakter gelişimi ve ses tasarımı gibi detaylara odaklanıyor.
Tüm profili gör
Steam'de aksiyon oyunu ararken bambaşka bir şeyle karşılaştım. Creature Kitchen diye bir oyun vardı, kapak fotoğrafında da elinde sandviç tutan sevimli bir rakun duruyordu. O kadar ilginç geldi ki hemen aldım oynadım. Hafif korkutucu ama bir o kadar da rahatlatıcı bir deneyim çıktı ortaya. Beş saat süren bu macera boyunca ormanın derinliklerinde yaşayan garip canlıları beslemeye çalıştım.
Oyunun temelinde çok basit bir konsept var. Ormanda bulduğun eski kulübede yaşıyor, etrafındaki yaratıklara yemek pişiriyorsun. Tabii işin içine keşif, fotoğrafçılık ve hafif bulmaca çözme de giriyor. Her yaratığın farklı bir karakteri var ve hepsinin ayrı ayrı yemek tercihleri bulunuyor. Onları mutlu etince sana anahtarlar veriyorlar, bu anahtarlarla da kulübenin kapalı kısımlarına gidebiliyorsun.
Yaratıkları bulmak sandığımdan zor çıktı
Ormanı gezerken yaratıkları fotoğraflamanın ayrı bir tekniği var. Kimini zil çalarak çekiyorsun, kimini kahve kokusuyla ayartıyorsun. Her canlının dikkatini nasıl çekeceğini defterden öğreniyorsun ama bazen deneme yanılmayla da çözüyorsun. Bazıları çok utangaç, ses çıkarınca kaçıyorlar. Bazıları da öyle cesur ki direkt yanına gelip ne yapacağını bekliyorlar.
Fotoğraf çektikten sonra ne yemek istediğilerini anlamaya çalışıyorsun. Genelde mimiklerinden, davranışlarından tahmin ediyorsun. Defterinde de küçük ipuçları var tabii. "Etli kahvaltı seviyor" gibi notlar düşmüş önceki kulübe sahibi. Bu ipuçları olmasa bazılarının ne istediğini anlamak imkansız olurdu.

Yaratık çeşitliliği gerçekten zengin. Konuşan rakun var, dev kaplumbağa var, hatta bazıları masal kahramanlarını andırıyor. Hepsinin kendine özgü sesleri ve hareketleri mevcut. Birkaç tanesi ilk başta korkuttu beni, özellikle geceleri çıkan o büyük gözlü yaratık. Ama sonra onun da ne kadar sevimli olduğunu anladım. Yemek verince nasıl da mutlu oluyorlar, o anları görmek bile oyunu oynamaya değer kılıyor.
Mutfak işleri kolay ama eğlenceli
Yemek yapma sistemi bayağı sade kalmış. Tarifi buluyorsun, malzemeleri topluyorsun, fırına atıp bekliyorsun. Karmaşık adımlar yok, onlarca farklı baharat yok. Sadece temel malzemeler var ve bunları kombine edip basit yemekler çıkarıyorsun. Bu basitlik aslında oyunun sakin havasına çok uyuyor.
Yemek yaparken üç tane mini oyun oynuyorsun. Karıştırma, doğrama ve tavada çevirme işlemleri bunlar. En zorlanılan kısım tavada yemekleri havaya atıp tutma oluyor. Bazen çok uzağa fırlatıyorum yemeği, sonra peşinden koşuyorum. İlk başta sinir bozucu geldi ama alıştım sonra.
Yemek çeşitliliği bol, her yaratığın farklı tercihleri var. Sandviçten çorbaya, tatlıdan kahvaltılığa kadar bir sürü tarif mevcut. Yemeklerin görüntüsü de oldukça başarılı, gerçekten iştah açıcı duruyorlar. Sadece tarif kitabında "ay" gibi varlıklar da var ki bunlara nasıl yemek yapacağını anlamadım hiç.
Kulübenin gizli odaları çok merak uyandırıcı
Yaratıklardan aldığın anahtarlarla kulübenin farklı bölümlerini açıyorsun. Her yeni oda ayrı bir sürpriz barındırıyor. Kiminde yeni tarifler var, kiminde malzemeler, kiminde ise hikayeyle ilgili notlar buluyorsun. Bu notlar sayesinde önceki kulübe sahibinin hikayesini ve ormanın geçmişini öğreniyorsun.

Bulmacalar genelde kolay seviyede. Çoğunu hemen çözüyorsun ama içlerinde beni zorlayanlar da oldu. Özellikle o saat bulmacası tam bir kafa karıştırıcıydı. Ne çok kolay ne çok zor, sadece mantığını kavramak biraz zaman aldı. Diğer bulmacalar daha mantıklı geldi bana.
Keşfettiğin yeni alanlar maalesef pek derin değil. Çoğuna bir kez girip çıkıyorsun, tekrar dönmeye gerek kalmıyor. Bir şeyler alıp gidiyorsun sadece. Biraz daha interaktif olsalardı, belki orada yaratıklarla oturma imkanın olsaydı daha güzel olabilirdi.
Kulübedeki küçük detaylar beni en çok etkileyen kısım oldu. Duvarlardaki çizimler, masaların üstündeki notlar, kitaplıktaki defterler... Hepsi bir hikaye anlatıyor. Önceki sahibin yaratıklarla nasıl vakit geçirdiğini, hangi yemekleri denediğini, nelerle uğraştığını bu notlardan öğreniyorsun. Hikayeyi parça parça birleştirmek çok keyifli bir süreç.
Oyunun atmosferi mükemmel denebilir. Orman biraz korkutucu ama aynı zamanda büyüleyici. Ses efektleri de çok yerinde, yaratıkların çıkardığı sesler kulağa hoş geliyor. Sadece bir keresinde çok ani bir ses duydum, oturduğum yerden hopladım. Müzikler de özellikle sonlara doğru çok güzel, gizemli ama huzur verici bir hava yaratıyorlar.
Creature Kitchen uzun bir oyun sayılmaz, beş altı saatte bitiriyorsun. Ama bu süreyi çok verimli kullanıyor, hiç sıkılmadan oynuyorsun. Hafta sonu rahat bir oyun arıyorsan tam sana göre. Çok iddialı bir yapım değil ama kendi tarzında çok başarılı. Yaratıklarla arkadaşlık kurmak, onlara bakmak ve bu küçük topluluğun parçası olmak gerçekten güzel bir his veriyor insana.
Creature Kitchen sayfasını ziyaret edin. Güncel haberlere, incelemelere ve rehberlere göz atın, topluluk tartışmalarına katılın.
İlgili Yazılar
İnceleme: Marathon
İnceleme: Dragon Quest Monsters
Highguard İncelemesi: Potansiyeli Yüksek Ama Yarım Kalmış
Styx: Blades of Greed İncelemesi
İnceleme: Romeo Is A Dead Man
Yorum yapmak için giriş yap